İş dünyasında ‘arkadaşlık hatırı’ ile ‘hukuki sadakat’ arasındaki ince çizgi, Yargıtay’ın emsal niteliğindeki yeni kararıyla bir kez daha çizildi. İşverenler, belirli durumlar karşısında iş sözleşmesini bildirim süresi beklenmeksizin derhal sona erdirme hakkına sahip. Bu haklar arasında, işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranışlar da bulunuyor. İş Kanunu’nun 25/II-(e) maddesi kapsamında değerlendirilen bu tür eylemler, masumane görünen yardımlaşma çabalarının bile ağır sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
18 Yıllık Kıdem Tek Bir Hata ile Sona Erdi
Olay, 18 yıllık kıdemi olan bir sevkiyat şefinin, işyerinde bulunmayan bir başka personelin yerine kart basmasıyla başladı. İşveren, bu durumu ‘güveni kötüye kullanma’ ve ‘doğruluk ile bağlılığa aykırılık’ olarak değerlendirerek işçinin sözleşmesini tazminatsız olarak feshetti. Ancak işçi, uzun yıllar çalıştığını ve fazla mesailerinin ödenmediğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle dava açtı.
Yerel Mahkeme ve İstinaf: Zarar Yoksa Tazminat Ödensin
Davayı ilk inceleyen yerel mahkeme, işçinin arkadaşı adına kart bastığını kabul etmekle birlikte, işverenin bu eylemden somut bir zarara uğramadığını belirtti. İşçinin 18 yıllık geçmişi ve daha önceki kusursuz durumu göz önüne alınarak, olayın ‘güven sarsıcı’ boyuta ulaşmadığı savunuldu. Bu gerekçelerle mahkeme, feshin ‘haklı’ değil, sadece ‘geçerli’ olabileceğine hükmederek işçinin tazminatlarının ödenmesine karar verdi. Bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde buldu.
Yargıtay Noktayı Koydu: Dürüstlük Şart, Zarar Şart Değil
Dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne taşındığında ise hukuk dersi niteliğinde bir karar alındı. Yargıtay, 20 Ekim 2025 tarihli kararında alt mahkemelerin kararlarını bozdu. Kararda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(e) maddesine göre işverenin güvenini kötüye kullanmanın ‘doğruluk ve bağlılığa uymayan’ bir davranış olduğu vurgulandı. Yargıtay, bir davranışın haklı fesih nedeni sayılması için işverenin mutlaka maddi bir zarara uğramış olmasının gerekmediğini belirtti. Kartı basılan işçiye, çalışmadığı süre için ücret ödenmesinin işveren için doğrudan bir kayıp olduğu ifade edildi. Bu doğrultuda Yargıtay, işverenin yaptığı feshin tamamen ‘haklı’ olduğuna hükmederek işçinin tazminat haklarını reddetti. Böylece, bir anlık ‘arkadaşlık hatırı’ uğruna yapılan usulsüzlük, 18 yıllık emeği tazminat hakkından mahrum bıraktı.
Hukuken Doğruluktan Sapma
Yargıtay’ın bu emsal kararı, iş hayatında sadakat ve dürüstlüğün sadece birer erdem olmadığını, aynı zamanda iş güvencesinin de temelini oluşturduğunu bir kez daha ortaya koydu. Arkadaşa yardım etmek amacıyla yapılan usulsüzlükler, hukuken ‘doğruluktan sapma’ olarak kabul ediliyor ve yıllarca süren emek, tek bir sadakatsiz davranışla sıfırlanabiliyor.




















