Türkiye ekonomisine dair son gelişmeler ve gelecek beklentileri Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katıldığı NTV canlı yayınında masaya yatırıldı. Bakan Şimşek, Türkiye’nin kamu borcunun düşük seviyelerde seyrettiğini ve bütçe disiplini konusunda hızlı bir şekilde ilerleme kaydederek güven tazelediğini belirtti. Programın siyasi sahiplenilmesine yönelik olumsuz söylemlerin artık karşılık bulmadığına dikkat çeken Şimşek, uluslararası yatırımcı ilgisinin son dönemde dikkat çekici bir şekilde arttığını müjdeledi. Bu ilginin, Türkiye’nin kredi notunun “yatırım yapılabilir” seviyeye yükseldiği 2013 yılındaki yoğunluğu aratmadığı ifade edildi.
Yatırımcı İlgisi 2013 Seviyesinde
Ocak ayında Londra, New York ve Hong Kong’da gerçekleştirilen temaslarda yaklaşık 800 yatırımcıyla bir araya gelindiği bilgisini paylaşan Bakan Şimşek, bu denli yoğun bir ilginin en son 2013 yılında görüldüğünü belirtti. Yaklaşık bir buçuk haftaya yayılan yoğun program kapsamında yapılan görüşmelerin, Türkiye’nin ekonomik potansiyeline olan ilgiyi net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Yetkililer, 2007-2018 yılları arasında da benzer uluslararası temasların sürdürüldüğünü ancak mevcut ilgi düzeyinin özellikle 2013’teki olumlu kredi notu dönemini hatırlattığını vurguladılar.
Türkiye’nin ‘Güçlü Hikayesi’ ve Jeopolitik Konumu Öne Çıkıyor
Yatırımcı ilgisinin artmasında üç temel nedenin öne çıktığını belirten Şimşek, ilk olarak Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında sahip olduğu “güçlü bir hikâye”ye dikkat çekti. Küresel ölçekte ve bölgede güçlü ekonomik anlatı sunabilen ülke sayısının sınırlı olduğu bir dönemde, Türkiye’de yürütülen dezenflasyon süreci ve sıkı para ile maliye politikalarına rağmen büyümenin dirençli seyretmesi önemli bir etken olarak gösterildi. İkinci olarak, küresel sistemdeki değişim ve güvenlik mimarisi tartışmaları çerçevesinde Türkiye’nin jeopolitik konumunun altı çizildi. Avrupa’nın güvenliğinin Türkiye’den bağımsız değerlendirilemeyeceği ve yeni küresel düzende Türkiye gibi ülkelerin jeopolitik rolünün önemini koruduğu ifade edildi. Savunma sanayii başta olmak üzere sektörel düzeyde de ilginin arttığı kaydedildi.
Politika Tutarlılığı ve Öngörülebilirlik Güven Verdi
Üçüncü faktör olarak ise politika tutarlılığı ve artan öngörülebilirlik gösterildi. Türkiye’nin ekonomi politikalarında daha istikrarlı bir çerçeve sunduğu ve belirsizliklerin yüksek olduğu bir coğrafyada bulunmasına rağmen politika öngörülebilirliğinde ciddi bir artış sağlandığı belirtildi. Bu çerçevede, dayanıklı bir ekonomik yapı, mevcut konjonktüre göre güçlü büyüme ve bölgesel aktör rolünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve lojistik hamlelerinin de yatırımcıların ilgisini çektiği, Türkiye’nin öncelikleri ile küresel eğilimlerin örtüşmesinin bu ilgiyi artırdığı ifade edildi. Organize sanayi bölgelerinin demiryolu bağlantılarıyla limanlara entegre edilmesini hedefleyen programın, rekabet gücünü artıracak bir adım olarak değerlendirildiği belirtildi.
Makro Göstergeler ve Bütçe Dengesi Güçlü
Makro göstergelerin de yatırımcı sunumlarında öne çıkan başlıklar arasında yer aldığını belirten Şimşek, hanehalkı borcunun milli gelire oranının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu, özel sektör borçluluğunun da küresel ortalamalara göre düşük kaldığını söyledi. Kamunun brüt iç ve dış borç stokunun milli gelire oranının yüzde 25’in altında olduğu, benzer ülkelerde bu oranın ortalama yüzde 74 düzeyinde bulunduğu ifade edildi. Bütçe disiplinine ilişkin olarak ise büyük deprem felaketinin mali yükü ve EYT düzenlemesinin etkilerine rağmen bütçe açığının milli gelire oranının geçen yıl yüzde 2,9’a gerilediği aktarıldı. Gelişmekte olan ülkelerde bu oranın ortalama yüzde 6,3 olduğu belirtildi.
Yatırımcı Soruları Teknik Boyuta Kaydı
Yurt dışı temaslarda yatırımcıların sorularının da önceki dönemlere kıyasla değiştiğini ifade eden Şimşek, ilk aşamada programın devam edip etmeyeceğine ilişkin soruların öne çıktığını ancak bu tartışmaların geride kaldığını belirtti. Programın siyasi sahiplenilmesine ya da geleceğine dair spekülatif söylemlerin uluslararası yatırımcı nezdinde karşılık bulmadığı ifade edildi. Bugün itibarıyla soruların daha çok makroekonomik çerçeveye odaklandığı, özellikle dezenflasyon sürecinin görünümünün en önemli başlık olduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra “terörsüz Türkiye” hedefi, geçmişteki girişimlerle farkları ve bu kez neden başarılı olabileceği de yatırımcıların gündeminde yer aldı.
KKM’den Başarılı Çıkış ve Enflasyonla Mücadele
“KKM’den başarılı bir çıkış yaptık” diyen Şimşek, devletin yükümlülüğü olan KKM’nin, kurun gitmesi halinde kamu yükümlülüğüyle karşı karşıya kalacağını ve dezenflasyonu zorlaştıracağını belirtti. 143 milyar dolara çıkan KKM stokunun büyük oranda kalktığını ve enflasyonun kontrolden çıkmasını engellemenin en kritik meydan okuma olduğunu vurguladı. 2024’ün ikinci yarısından sonra dezenflasyonun başladığını ve enflasyonun 2024’ü yüzde 44 civarı, 2025’i de yüzde 30 civarında bitirmeyi hedeflediklerini söyledi. Enflasyonun şu anda en önemli dengesizlik olduğunu belirten Şimşek, programı uygulamaya devam ettiklerini ve bunun zaman aldığını, enflasyonun şok öncesi döneme dönmesinin 3-4 yıl alabileceğini ifade etti.
Enflasyonda Geçmiş Dönem Ortalamalarının Altına Düşme Potansiyeli
Dezenflasyon sürecine değinen Şimşek, enflasyonla mücadelenin en temel öncelik olduğunu ve diğer makro sorunlarda önemli ölçüde ilerleme sağlandığını söyledi. Ocak ve Şubat aylarında mevsimsel etkilerle nispeten yüksek gelen enflasyonun, dezenflasyonda bir bozulma olmadığını, yavaşlamadan kaynaklandığını belirtti. Gıda kaynaklı veya mevsimsellikten arındırılmış, geçen senenin kuraklığı ve bu senenin kış şartları etkisiyle yüksek gelen rakamların doğru okunması gerektiğini vurguladı. Bu yılın yağışlarının çok iyi olduğunu ve yakın tarihin en iyi yağışının olduğu dönemin içinde olunduğunu belirten Şimşek, Mart, Nisan, Mayıs aylarında enflasyonun geçmiş dönem ortalamalarının altına düşebileceğini öngördü.
Vergi Artışı Gündemde Yok, Vergi Kaçakçılarına Kötü Haber
Vergilere yönelik bir artışın gündemde olmadığını belirten Şimşek, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi ve KDV artışı gibi konuların gündemlerinde olmadığını söyledi. Vergi harcamalarını ciddi şekilde azaltmaya devam ettiklerini, istisna ve avantajların ekonomik sonuçlar itibarıyla etkili ve verimli olması gerektiğini vurguladı. Vergide adaleti önemsediklerini ve uzun süredir ilk defa dolaylı vergilerin toplam vergilere oranının düştüğünü ifade etti. Vergi kaçıranlara yönelik çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Bakan Şimşek, sahte faturaya ilişkin çok ciddi yapay zeka algoritmalarının devreye alındığını ve 2 günlük firmanın milyarlarca liralık fatura kesmesi gibi durumların önüne geçileceğini söyledi. Yüksek gelirli gruplara yönelik gözetim programlarının da devam ettiğini ekledi.
Bakan Şimşek, Türkiye’nin risk priminin düştüğünü ve daha yüksek bir kredi notunu hak ettiğini belirterek, programın sabır ve kararlılıkla uygulanması gerektiğini vurguladı. Programın mükemmel olmadığını ancak eksiklerin giderileceğini sözlerine ekledi. Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımının da iyileşmeye başladığını, Gini katsayısının 2023 sonrasında iyileştiğini ve çalışanların GSYH’den aldığı payın arttığını belirtti.




















