O, bu şehri kendisine bir sıçrama tahtası olarak gördüğü için, yazdığı senaryoya göre rolünü oynuyor; sahne performansı sergiliyor, sosyal medya oyunculuğu yapıyor.
Rolünü çok iyi oynuyor.
Şehre tek bir çivi dahi çakmadan, sadece sahne performansıyla adeta Altın Portakal ödülüne doğru koşuyor.
Yine söylüyorum; elin oğluna diyecek tek bir sözüm yok. Misafir siyasetçi olarak geldiği şehrimizde gerçek mesleğini icra ediyor.
Sahne performansı muhteşem… Bilgi, beceri, icraat, hizmet? Hak getire!
Bunun böyle olacağını taa o gün, birileri tarafından “Babasının Oğlu” adlı eseri oynamak üzere şehrimize getirildiğinde bağıra bağıra söylemiştim.
Hatırlayanlar şahittir!
O gün onu getirenler bugün pişman ve tövbekâr olmuş olabilirler. Allah onları affetse de biz asla!
Şehrimizin Ankara’daki süper star siyasi temsilcileri…
Siz neredesiniz?
Devletin parasıyla çakılan her bir çivi için gazetelerde boy boy fotoğraflar veren, videolar çeken, şehrin saltanatını paylaşamayanlar…
Siz neredesiniz?
Üstlenmiş olduğunuz, üzerinize vazife olan Milletvekili olma şeref ve onuru için yapmıyorsanız bile, hiç olmazsa her zamanki gibi fotoğraf ve video çektirmek için de olsa şu şehrin tek bir sorununu çözmek adına çalışın.
Allah’tan korkmuyorsanız, en azından kuldan utanın.
Şehrimizin mülki amiri, yani devletimizin bu şehirdeki en üst düzey temsilcisi Sayın Vali…
Tüm hemşehrilerim adına sizden rica ediyorum; bu düzeyde bir ihmal edilmişliğe lütfen müsaade etmeyin.
Tokat, bu hâllere düşürülmeyi artık daha fazla kaldıramaz.
Şehrimizde seçilmiş ya da atanmış ne kadar siyasi ve idari kadro varsa, hepinizi şehriniz için sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum.
Dört dakikalık bir yağmurda bu manzaralara maruz kalmak, bu kadim şehir için tam anlamıyla bir utanç kaynağıdır!
– Yangın çıksa merdiven yok!
– En hafif depremde beşik gibi sallanıyoruz.
– Sel gelince köprüler yıkılıyor.
– Şehirde araba park edebilmek için adeta saklambaç oynuyoruz.
– Tek bir tane yeni fabrika açan yok; olanlar da birer birer kaçıyor.
– Şehrin mimari dokusu tam bir felaket.
– Gençlerimizin zerre kadar umudu kalmamış.
– Yolsuzluk iddiaları almış başını gitmiş; ne hesap soran var ne de hesap veren.
– Esnafın yarısından fazlası iflasın eşiğinde.
– Üniversiteli gençlik yeterli sosyal ve kültürel yaşam alanlarından mahrum.
– Kentte ulaşım ve erişim tam bir felaket.
– Dokunduğunuz herkes, uyuşturucu kullanımı ve tefecilik belasından yakınıyor; bunların şehrin iliklerine kadar işlediğini söylüyor.
Şehrimizin yaşadığı; yazdıklarım ve yazamadığım bütün bu kâbusları, düşman istilasına uğramış şehirlerde dahi görmek zordur.
Yazarken yüreğim daralıyor, içim kararıyor.
Dışarıdan bakıldığında sanki birileri özellikle elinden iş gelmeyen, beceriden yoksun, vizyonu olmayan; tek amacı kendi egosunu tatmin etmek için sahaya çıkmış insanları bu şehrin yönetiminde söz sahibi yapmış gibi bir görüntü oluşuyor.
İş yapabilecek, vizyon sahibi, becerili, eğitimli ve liyakatli kadrolar ise eli kolu bağlanmış şekilde kenarda bekletiliyor.
Allah’ım… Sen bu şehri koru.
Dr Şeref Menteşe















