1. Haberler
  2. zManşet Üstü
  3. Siyaset Sektörleşti, Sandık İflas Etti: TAM Bir Yasa Dışı Yatırım Düzeni..!

Siyaset Sektörleşti, Sandık İflas Etti: TAM Bir Yasa Dışı Yatırım Düzeni..!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de Siyaset Bir Hizmet Alanı Değil, Bir Yasa Dışı Yatırım Sektörüdür
Bugün Türkiye’de seçmen sandığa gidip iktidara tepki gösterdiğinde bir değişim başlattığını sanıyor; ancak kısa süre sonra verdiği oyun, kapalı kapılar ardında dolaştırılarak iktidarın hanesine yazıldığını görüyor. Seçmen iktidardan kaçıyor, oyunu muhalefete veriyor; bir bakmışsın oy verdiği aktörler ya rozet değiştirip iktidar saflarına geçmiş ya da sistemin içinde eriyip gitmiş.
Bu durum tek bir partiye özgü bir kriz değildir. İstisnasız bütün siyasi partiler —ster CHP, MHP, İYİ Parti, YRP, DEM Parti, isterse DEVA, Gelecek veya yeni kurulan tüm yapılar olsun— farkında olarak ya da olmayarak bu iktidar havuzunu besleyen birer kanala dönüşmüştür. Bugün seçilmiş belediye başkanlarının yaklaşık %60’ı ya cezaevinde/görevden alınmış ya da partisini değiştirip iktidar saflarına katılmıştır. Bu tablo açık bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır; gelecekteki büyük toplumsal felaketlerin betonla örülmüş temel duvarlarıdır.
Ancak kimse etrafından dolanmasın, hastalığın adını tam koyalım: Bu çürümenin temeli, denetimsizlik, finansal rant ve ahlaki yozlaşmadır.
1. Aday Eleme Yok, Denetim Yok: Meydan Nefse Bırakılıyor
Hapse giren ya da saf değiştiren adaylar gökten zembille inmedi. Siyasi partilerin tamamı, aday göstermeden önce bu insanların kim olduğunu, nereden geldiğini, geçmişini ve ahlaki omurgasını doğru düzgün araştırmıyor. Seçildikten sonra ise ne partiler ne de devlet mekanizması bu kişileri ciddi bir idari ve etik denetimden geçiriyor. Denetimsizliği gören, meydanı boş bulan figürler nefislerinin kölesi haline geliyor.
2. Siyaset Bir “Yatırım ve Servet Edinme” Aracı Haline Gelmiştir
Hastalığın asıl adı şudur: Siyasetteki finansal çürümeyi ve yozlaşmayı meşrulaştırmak.
* Yatırım Yapan, Rantını İster: Bir insan aday olabilmek ve seçilebilmek için trilyonlarca lira harcamak zorunda kalıyorsa, o insanın siyasete “millete hizmet” gözüyle bakması imkânsızdır. O kişi, siyasete bir iş adamı edasıyla, yatırdığı parayı kurtarmak ve üzerine katbekat fazlasını kazanmak için girer.
* Zenginleştiren Siyaset Ahlaksızlıktır: Siyasete girmeden önce sıradan bir servete sahip olan milletvekilleri ya da belediye başkanları, seçildikten sonra devasa servetler edinebiliyorsa, o siyasetin temeli zaten lağvolmuş demektir. Seçileni zenginleştiren siyaset; hırsız, ahlaksız ve hukuksuz bir siyasettir.
* Tüccar Siyasetçi En Çok Verene Gider: Siyaseti bir yatırım aracı olarak gören bu zihniyet için ilke, parti veya seçmen iradesi teferruattır. Daha çok kazanacağına, gücünü daha iyi koruyacağına inandığı an, siyasi rengi ne olursa olsun hemen iktidar saflarına geçer.
3. “Hazırcı Muhalefet” ve İlkesizlik
Kendi tabanından, kendi altyapısından ilkesel omurgaya sahip insan yetiştirmek yerine; kolay yoldan oy alma sevdasıyla iktidarın kale duvarlarından taş koparmaya çalışan “hazırcı muhalefet” anlayışı, bu tüccar siyasetçileri vitrine koymaktadır. Dünya malı, makam ve koltuk uğruna kendisini seçen milleti satmayacak karakterde kadro yetiştiremeyen tüm siyasi yapılar, günün sonunda o transferlerin aslına dönmesini sadece izlemekle yetinmektedir.
Sonuç: Hastalığın Adı Konmalıdır
Bir ülkede siyaset, halka hizmet vesilesi olmaktan çıkıp harcanan paraların katlanarak geri toplandığı bir finansal borsaya dönüştüyse; orada ne demokrasiden, ne hukuktan, ne de seçmen iradesinden bahsedilebilir. Sandığı bir değişim aracı olmaktan çıkarıp siyasi ikbal ve rant pazarına dönüştüren bu düzen, inandırıcılığını ve meşruiyetini bütünüyle yitirmiştir. Hastalığın adı koyulmadığı ve siyasetin finansmanı ile ahlaki altyapısı kökten değiştirilmediği sürece, bu sistem kendisini beslemeye ve toplumu çürütmeye devam edecektir.
Dr Şeref Menteşe

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter