1. Haberler
  2. zManşet Üstü
  3. GAZETECİLİK YANDAŞLIK DEĞİL, SORUMLULUK MESLEĞİDİR

GAZETECİLİK YANDAŞLIK DEĞİL, SORUMLULUK MESLEĞİDİR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tokat’ta başlayan meslek odası seçimleri, yalnızca adayların projelerinin ve yönetim anlayışlarının yarıştığı bir süreç değil, aynı zamanda yerel basının mesleki duruşunun da gözlemlendiği bir döneme dönüştü.

Bu süreçte, bazı yazı ve yorumlarda adaylara yönelik “sözde değerlendirmelerin” aynı ölçütlerle yapılmadığına ilişkin dikkat çekici örneklerle karşılaşıyoruz. Bir adayın çalışmaları ve vaatleri öne çıkarılır ya da eleştiri konusu edilmezken, diğer adayın benzer konulardaki açıklamalarının yeterince ele alınmaması ya da eleştirilerin somut verilerden çok kişisel yorumlar üzerinden şekillenmesi, basının tarafsızlığı ve güvenilirliği üzerine yeniden düşünmeyi gerekli kılıyor.

Elbette gazetecilerin farklı görüşlere sahip olması, adayları yapıcı eleştirmesi veya belirli konularda değerlendirmelerde bulunması doğaldır. Ancak gazeteciliğin temel sorumluluğu, kişisel düşüncelerini, kanaatlerini kesin hüküm gibi sunmak değil; bilgiyi araştırmak, iddiaları doğrulamak, arka planını görmek ve kamuoyunun sağlıklı değerlendirme yapabilmesine katkı sağlamaktır.

Gazetecilikte asıl ölçü, kimin desteklendiği değil, yapılan değerlendirmenin hangi bilgiye ve hangi tutarlı gerekçeye dayandığıdır.
Eleştiri başka, taraflı değerlendirme ve hüküm vermek başkadır
Meslek odası seçimleri, adayların geçmiş dönem çalışmalarının, projelerinin ve gelecek hedeflerinin değerlendirilmesi açısından önemli bir fırsattır. Bir adayın icraatları değerlendiriliyorsa ortaya konulan sonuçlar, gerçekleşen hedefler ve somut veriler dikkate alınmalıdır. Yeni projeler gündeme getiriliyorsa yönetsel etkinlik, örgütsel verimlilik uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik, kaynak planlaması, ihtiyaç düzeyi, takvim, performans göstergesi ve ölçülebilir hedefler sorgulanmalıdır.

Bu yaklaşım, adaylar arasında ayrım yapmaksızın uygulanmalıdır. Bir adayın başarıları anlatılırken somut örnekler aranıyor, diğer aday eleştirilirken aynı hassasiyet gösterilmiyorsa değerlendirme yönteminin tutarlılığı tartışmaya açılır.

Eleştiri, gazeteciliğin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ancak eleştirinin inandırıcılığı, bilgiye dayanıp dayanmadığı, kullanılan ifadelerin sertliğinden, kişileştirilmesinden değil, dayanaklarının sağlamlığından gelir. Benzer şekilde övgü de ancak doğrulanabilir bilgi ve somut sonuçlarla desteklendiğinde kamuoyu açısından anlamlı hâle gelir.
Yorum yapmak ile hüküm vermek arasındaki fark da burada ortaya çıkar. Laf olsun diye değil, bilgiye dayalı yorum tutarlı gerekçelerini ortaya koyar ve okurun farklı değerlendirmeler yapmasına imkân tanır. Kesin yargılarla kurulan, ancak bilgi ve yeterli veriyle desteklenmeyen ifadeler ise tartışmayı bilgi zemininden uzaklaştırır. Kasıt taşır.
Yerel basının en önemli sermayesi güvendir, yazı karşılığında alınan para değildir.

Yerel basın, bir şehrin hafızası ve kamusal tartışma ortamının önemli unsurlarından biridir. Kentin sorunlarını gündeme taşır, kurumların çalışmalarını izler, ekonomik ve sosyal gelişmeleri kamuoyuna aktarır. Bu işlevini sürdürebilmesinin temel koşulu, okurun güvenini koruyabilmesidir. Ne yazık ki Tokat yerel basınının bu konudaki karnesi iyi değildir.
Ne yazık ki seçim dönemlerinde belirginleşen ölçüsüz övgüler, seçici eleştiriler ve yeterince temellendirilmemiş değerlendirmeler, okurların yayınlara duyduğu güveni olumsuz etkilemektedir. Bu durum yalnızca belirli bir yazının ya da yorumun inandırıcılığıyla sınırlı kalmamaktadır. Mesleki ilkelerine bağlı çalışan gazetecilerin de içinde bulunduğu yerel basının genel itibarı açısından soru işaretleri doğurmaktadır. Nitekim Tokat yerel basını güven erozyona uğramıştır.

Okurun bir değerlendirmeyi okurken hangi bilgilerin esas alındığını, benzer olaylarda neden farklı ölçütler kullanıldığını ve yorumun hangi tutarlı gerekçelerle oluşturulduğunu sorgulaması son derece doğaldır. Bu sorulara açık ve tutarlı yanıtlar verilebilmesi, basına duyulan güvenin korunmasına katkı sağlar.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da yayınların / yazıların arkasındaki niyetlerdir.. Üzücüdür ama bir yazının neden kaleme alındığı veya yazı / haber sahibinin hangi saikle hareket ettiği yazının içeriğinden anlaşılmaktadır. Kimi yorumların / haberlerin yazarın çıkar duygusundan hareketle yazıldığı ayan beyan belli olmaktadır. Bu çıkar duygusunun parasal olması da gerekmez. Bu nedenle özellikle yazıların kişiler üzerinden değil, eylemler üzerinden kaleme alınması, yayımlanan içeriğin doğruluğu, kullanılan dil ve mesleki etik ölçütler üzerinden yürütmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.

Gazetecinin ve fikir insanının itibarı, tutarlı ilkelerle korunur
Gazetecilikte, makale yazarlığında nesnellik, her konuda görüş belirtmemek ya da eleştiriden kaçınmak anlamına gelmez. Asıl mesele, değerlendirmelerde tutarlı ölçütler kullanmak, doğrulanabilir bilgileri esas almak ve okurun kendi kanaatini oluşturmasına imkân tanımaktır. Çarpıtılmış ve doğru olmayan bilgilerle hileli yönlendirme yapmak değil.

Bir adayın başarısı somut çalışmalarla ortaya konulmalı, eleştiriler bilgi temelli ve tutarlı gerekçeleriyle açıklanmalı ve doğruluğu tartışmalı iddialar kesinleşmiş gerçekler gibi sunulmamalıdır. Haber ile yorum, yorum ile kesin yargı arasındaki ayrımın gözetilmesi, gerektiğinde farklı tarafların görüşlerine yer verilmesi ve hatalı bilgilerin düzeltilmesi de bu sorumluluğun parçalarıdır.
Meslek odası seçimleri geçer; adaylar, yönetimler ve gündemler değişir. Ancak bu dönemlerde kullanılan dil, yapılan değerlendirmeler ve sergilenen mesleki tutum, yerel basının hafızasında ve kamuoyunun algısında iz bırakır.
Ticaret Borsası seçimlerinde olduğu gibi, sonradan sergilenen “çevir kazı yanmasın” durumları yapılan yanlışlığı ve ayıbı örtmeye yetmez. Umar ve dilerim, yapılacak olan Tokat TSO ve yine 2027 nin başında yapılacak olan Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi seçimlerinde de bu ayıplı durum yaşanmaz. Gazetecilik, bir tarafın sözcülüğünü üstlenmekten çok, kamuoyunun doğru ve gerçek bilgiye ulaşmasına aracılık etme sorumluluğudur.

Tokat yerel basınının ve bir yazarın ihtiyacı; daha sert ifadelerden, kişiselleştirilmiş yorumlardan, yorum adı altında yapılan kesin yargılardan, suçlamalardan, itibarsızlaştırma girişimlerinden, aba altından sopa göstermekten veya gerekçesiz övgülerden ziyade, veriye dayalı değerlendirmelerin, yapıcı eleştirinin ve mesleki etik ilkelerin güçlenmesidir.
Çünkü basının itibarı, bir adayı ne kadar övdüğü veya diğerini ne kadar eleştirdiğiyle değil; bilgiyi ne kadar doğru aktardığı, değerlendirmelerinde ne kadar tutarlı olduğu ve okurun güvenini ne ölçüde koruyabildiğiyle ölçülür.

Sonuçta seçimler, yalnızca adayların değil, kamuoyuna bilgi sunan herkesin sorumluluğunu da görünür kılar. Adayları veriye ve bilgiye dayanmayan şekilde eleştirir ya da onlar hakkında hüküm verirken, aynısının kendi başına da geleceğini hesaba katmalıdır.
Yerel basının gerçek gücü ise herhangi bir adayın yanında görünmesinden, çıkarını öncelemesinden değil, hangi koşulda olursa olsun bilgiye, kanıta ve meslek ilkelerine bağlı kalabilmesinden gelir
Buna bağlı kalamayanlarsa ciddiye alınmayan gazeteciler olarak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter