CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, hem Tokat’ın hem de Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek kapsamlı bir deprem seferberliği çağrısında bulundu.
17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce yurttaşımızı kaybettiğimiz bu büyük felaket, Türkiye’nin hafızasında silinmeyecek izler bıraktı.
Hayatını kaybeden bütün yurttaşlarımızı rahmet ve saygıyla anıyorum.
Ancak 17 Ağustos’u anmak yalnızca geçmişte yaşanan acıları hatırlamak değildir. Aynı acıların yeniden yaşanmaması için bugünden gereken önlemleri almaktır. Çünkü depremden sonra dökülen gözyaşı, depremden önce alınmayan tedbirin yerini tutmaz.
Türkiye bir deprem ülkesidir. Tokat ise bu gerçeği tarih boyunca en ağır biçimde yaşamış kentlerimizden biridir.
Kuzey Anadolu Fay Hattı, Kelkit Vadisi boyunca Reşadiye, Niksar ve Erbaa ilçelerimizi doğrudan etkileyen büyük bir deprem gerçeğidir. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nın çalışmalarında Tokat kent merkezi ile Pazar, Almus, Reşadiye, Niksar ve Erbaa’nın, çok sayıda köy ve beldemizin fay zonları üzerinde veya çok yakınında bulunduğuna dikkat çekilmektedir.
Tokat’ın tarihi de bize önemli dersler vermektedir. 1939 Erzincan Depremi Erbaa ve çevresinde büyük yıkıma neden olmuş; 1942 Niksar-Erbaa Depremi bölgemizi yeniden vurmuş, 1943’te acılar bir kez daha tekrarlanmıştır.
Bugün yapmamız gereken budur:
Bilime kulak vermek.
Jeolojiye kulak vermek.
Mühendisliğe kulak vermek.
Ranta değil, insan hayatına göre kentler kurmak.
Bugün sormak zorundayız:
Tokat’ta büyük bir deprem yaşansa hastanelerimiz, okullarımız ve kamu binalarımız ayakta kalacak mı? Arama-kurtarma ekiplerimiz ilçelerimize ve köylerimize zamanında ulaşabilecek mi? Yollarımız, haberleşme altyapımız ve toplanma alanlarımız yeterli mi?
Artık “Deprem olursa ne yapacağız?” değil, “Deprem olmadan ne yapacağız?” sorusunu konuşmalıyız.
Tokat merkez başta olmak üzere Pazar, Almus, Reşadiye, Niksar ve Erbaa’da yapı stoku taranmalı; okullar, hastaneler, yurtlar ve kamu binaları öncelikle incelenmelidir.
Kelkit Vadisi boyunca bulunan kritik altyapıların, köprülerin, yolların, enerji tesislerinin ve HES’lerin deprem güvenliği yeniden değerlendirilmelidir. Toplanma alanları, ulaşım koridorları, haberleşme altyapısı, sağlık kapasitesi, lojistik depolar ve arama-kurtarma imkânları ilçeler bazında gözden geçirilmelidir.
“BU ÇAĞRI SADECE TOKAT İÇİN DEĞİL, 81 İLİMİZ İÇİNDİR”
Tokat için yaptığımız bu çağrı aslında Türkiye’nin tamamı içindir.
Deprem meselesi, depremden depreme hatırlanan bir gündem olmaktan çıkarılmalıdır.
Türkiye’nin sürekli ve bilimsel esaslara dayanan bir deprem seferberliğine ihtiyacı vardır. Riskli yapı stokları belirlenmeli; okullar, hastaneler, yurtlar ve kamu binaları güvenli hale getirilmelidir. Kentsel dönüşüm rant odaklı değil, can güvenliği ve sosyal devlet anlayışıyla yürütülmelidir.
“DEPREM KADER DEĞİL, TEDBİRSİZLİK KADER OLAMAZ”
Yıllardır TBMM’de Tokat’ın depremselliğinin araştırılmasını, gerekli önlemlerin alınmasını ve bir deprem seferberliği başlatılmasını istiyoruz.
Çünkü biz bu tehlikeyi bilmiyoruz diyemeyiz.
Fayların nereden geçtiğini biliyoruz.
Riskli zeminleri biliyoruz.
Geçmişte hangi ilçelerimizin yıkıldığını biliyoruz.
Bilim insanlarının uyarılarını biliyoruz.
Bütün bunları bildiğimiz halde gerekli önlemleri almıyorsak, meydana gelecek kayıpları yalnızca “doğal afet” diyerek açıklayamayız.
O halde artık mazeret değil, tedbir zamanıdır.
Depremi engelleyemeyiz ama yıkımı azaltabiliriz.
Fayı durduramayız ama çürük yapıya izin vermeyebiliriz.
Depremin saatini bilemeyiz ama o saat geldiğinde kentlerimizi ayakta tutabiliriz.
1939’u,
1942 Niksar-Erbaa Depremi’ni,
1943’ü unutmadık.
6 Şubat’ı,
17 Ağustos’u unutmadık.
Tokat’tan bütün Türkiye’ye deprem seferberliği çağrımızı yineliyoruz.
Deprem ülkemizin gerçeğidir; ancak yıkım ve can kaybı kader değildir. Depremden sonra yaraları sarmak değil, deprem olmadan canlarımızı korumak zorundayız.















