Genel Başkanı Cuma Nacar, Denizli meydanında gerçekleştirilen Mehter gösterisinin ardından ülkemizdeki gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Denizli; yalnızca ekonomisi, sanayisi ve üretim gücüyle değil, tarih boyunca ortaya koyduğu millî duruşuyla da ülkemizin müstesna şehirlerinden biridir. Sanayisiyle, tarımıyla ve ihracatıyla Türkiye’nin kalkınmasına büyük katkılar sağlayan bu güzel şehir; çalışkan, üretken, dürüst ve girişimci insanıyla haklı bir saygınlık kazanmıştır. Denizli insanı, aklıyla, alın teriyle, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle daima örnek olmuştur.
Ancak Denizli’yi değerli kılan yalnızca ekonomik başarıları değildir.
Bu şehir aynı zamanda millî değerlerin, millî şuurun, istiklal sevdasının ve vatan sevgisinin güçlü bir temsilcisidir.
İşte bu nedenle, bu toprakların yetiştirdiği Millî Mücadelemizin öncü isimlerinden Denizli Müftüsü Ahmed Hulûsî Efendi’yi rahmet, minnet ve şükranla anmak istiyorum.
Ahmed Hulûsî Efendi, Millî Mücadele’nin daha ilk günlerinde milletin kaderine yön veren kahraman din adamlarımızdan biridir.
İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu tarafından işgal edilmesinin hemen ardından, aynı gün Denizli’de düzenlenen büyük mitingde milletimize seslenmiş ve tarihe geçen şu çağrıyı yapmıştır:
“İşgal edilen memleket halkının silaha sarılması dinî bir görevdir.”
Bu çağrı yalnızca Denizli’yi değil, bütün Anadolu’yu ayağa kaldıran ilk bağımsızlık çağrılarından biri olmuştur.
İstiklal Harbi’ni işte bu ruhla zafere ulaştırdık. Bugün bize düşen görev ise o ruhu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır.
Ne yazık ki bugünlerde Türk milletinin varlığına, birliğine ve geleceğine yönelik tehditler artarak devam etmektedir.
Milletimizin varlığı, devletimizin üniter yapısı, istiklalimiz ve istikbalimiz üzerinde yeniden hesaplar yapılmaktadır.
Böylesine kritik bir dönemde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde yaptığı tarihî uyarıyı yeniden hatırlamak zorundayız. Atatürk, yıllar öncesinden bugün karşı karşıya olduğumuz tehlikelere işaret edercesine şöyle demiştir:
“Memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.”
Maalesef yaşamakta olduğumuz gelişmeler, bu uyarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bunun en somut örneklerinden biri de Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilen yasa teklifidir.
BU YASAYA HAYIR!
Terörist başının “Kök Hücre Yasası” olarak nitelendirdiği, iktidar ve ortağı tarafından ise “Çerçeve Yasa” adıyla kamuoyuna sunulan bu teklif; yeterince tartışılmadan, içeriği kamuoyunca tam olarak bilinmeden ve milletin vicdanında gereğince değerlendirilmeden Meclis gündemine taşınmıştır.
Bunun adı “Kök Hücre Yasası” değildir. Bunun adı, devletimizin bünyesine ve milletimizin geleceğine kanserli hücreler zerk etme girişimidir. Millet Partisi olarak biz bunun adını açıkça koyuyoruz: “Kök Hücre Yasası” değil, “Kanserli Hücre Yasası!”
Türk milletinin birliği, devletimizin bekası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz.
Buradan bütün milletvekillerimize tekraren açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Oy hesabına, makam hesabına, gelecek seçimlerde elde edilmek istenen koltuklara bir ülkenin geleceği feda edilemez. Türk milletinin varlığı ve geleceği; hiçbir siyasi hesabın, hiçbir günlük çıkarın ve hiçbir dış dayatmanın konusu yapılamaz.
“Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürecin, terörün sona erdirilmesini değil Türkiye’nin millî yapısını ve üniter devlet anlayışını imha etmeye yönelik olduğunu görüyoruz.
BU YASA TASARISI MUTLAKA GERİ ÇEKİLMELİDİR!
Hiç kimse unutmasın:
Tarih, bugün alınan kararları mutlaka kaydedecektir. Bu yanlış sürece bilerek ve isteyerek ortak olanları da,
BÜYÜK TÜRK MİLLETİ ASLA UNUTMAYACAKTIR! ASLA AFFETMEYECEKTİR!
Öte yandan gafiller, hainler ne yaparsa yapsınlar bilinmelidir ki;
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Türk milletinin birliği ve bağımsızlığı sonsuza kadar yaşayacaktır!














