Batı medyası yıllardır İran’ı “diktatörlük” diye anlatıyor.
Peki gerçeklere bakmaya cesaretiniz var mı?
İran’da:
– Cumhurbaşkanı en fazla 8 yıl görev yapabiliyor.
– Parlamento 290 vekilden oluşuyor.
– Her 4 yılda bir seçim var.
– Dini azınlıklar için parlamentoda özel kontenjan var.
– Ülkenin en üst makamı olan lideri seçecek kurul bile halk tarafından seçiliyor.
Şimdi dönüp kendi ülkelerinize bakın.
Daha az nüfusa rağmen 600 milletvekili.
Siyaset bir meslek, bir ömür boyu kariyer.
Kıyak emeklilik, dokunulmazlık, ayrıcalık.
Aynı isimler yıllarca koltuk değiştirip tekrar tekrar aday oluyor.
Sonra çıkıp İran’a “demokrasi getireceğiz” diyorsunuz.
Gerçek şu:
Bazılarının derdi demokrasi değil.
Boyun eğmeyen ülkeleri hizaya sokmak.
Demokrasi bombalarla gelmez.
Demokrasi ambargoyla gelmez.
Demokrasi, başkalarının kaynaklarını ele geçirmek için kullanılan bir propaganda maskesi değildir.
Özellikle kendi milletime söylüyorum:
Başkalarının demokrasisini sorgulamadan önce kendi düzenimize bakmayı öğrenmeliyiz.
Yoksa birileri gelir,
önce ülkeni “özgürleştirmek” ister,
sonra da geriye sadece yıkılmış şehirler ve yağmalanmış kaynaklar kalır.
Gerçek demokrasi,
başkasına ders vermekle değil
kendi evini düzeltmekle başlar.
Dr Şeref Menteşe















